1993 Altın Küre Bafta Dram Gerilim Oscar sinema suç yol filmleri

A Perfect World (1993)

Kusursuz Dünya
Oldukça geç keşfettiğim fakat seyrederken kendimi kaptırdığım Kusursuz Dünya, Clint Eastwood adıyla kendini kanıtlıyor. 138 dakikalık dram, suç, gerilim türündeki projenin yönetmen koltuğunda Eastwood otururken, senaryoyu John Lee Hancock kaleme alıyor. İlk bakışta Hancock ismi tanıdık gelmeyebilir ama “The Blind Side”ın yönetmeni, yazarı desem hatırlayacağınıza eminim. ABD yapımının baş rollerinde Kevin Costner, Clint Eastwood, Laura Dern, T.J. Lowther yer alıyorlar. Bu arada Kevin Costner’ın canlandırdığı karakter için önce Denzel Washington düşünülmüş. Hangisi daha iyi olurdu diye düşünürken (ki Washington’ın takipçisiyimdir) Costner’ın daha yakıştığına inanıyorum. Sanki Washington olsaydı dram daha öne çıkardı. Filmin hasılatı ise hiç fena değil: Tam 135 milyon $!

Butch ve Terryi hapishaneden kaçan iki mahkumdur. Gizlice girdikleri evde küçük çocuk Philip’i rehin alırlar. Terry çocuğa kötü davranınca Butch Terry’i öldürür ve çocuğu da alıp kaçar. Bundan sonraki seyahatte Butch ve Philip baş başadır. Babasını hiç tanımayan ve yoğun bir kültür baskısı altında yetişen Philip dünyanın “eğlenceli” kısmını Butch ile öğrenir. Yolculuk boyunca birbirlerini tanıyan ikilinin peşinde ise Texas Korucusu Red ve suç bilimci Sally vardır.
Clint Eastwood’un değişmez adamı 82 yaşındaki Lennie Niehaus, müzik çalışmalarıyla filme büyük renk katıyor. Daha önceden “True Crime”, “Unforgiven”, “Bird”, “Never Too Young to Die” filmlerine dinlediğimiz Niehaus, önemli caz sanatçılarındandır. Projeye sihirli değnek misali Clint Eastwood’un değdiği çok belli. Senaryo güzel olsa da eğer Eastwood filmi çekmeseydi tozlu raflarda eskiyip giderdi. Lafım iddialı görünüyor, farkındayım. Konu çok sade: İki kaçak ve bir rehin çocuk. Peki filmi güzel kılan ne? Suç ve gerilimin içinde hem kaçağın hem de ufacık çocuğun dramı ve bu iki dramın birleşip ilginç bir yolculuğa dönüşmesidir. Sonunu spoiler olmaması amacıyla yazmak istemiyorum. Sadece diyebilirim ki; çok duyguluydu! Mekan, dekor, kostüm detayları pek göz önünde değil. Zaten yol filminde mekan = araç. Çekimler ise daha öne çıkıyor ve filmle bütünleşmenizi sağlıyor. Yaşanılan dramı içinizde hissedebiliyorsunuz. Kültürel ve dini baskılar (baskı demek belki uygun değil, yaptırımlar) ufacık bir çocuğun gözünde hayallerinin ertelenmesine ve belki hiç çocuk olmadan büyümesine sebep oluyor. Belki çoğumuz bu gibi “yaptırımlar”la karşılaşmışızdır. İçimizde hala eksikliğini hissettiğimiz ama çocuklukta yaşanması gereken ufak tefek şeyler… İşte bu duyguları yaşattığı için Eastwood’un etkisi tartışmasız çoktur. Karakter detaylandırmasında ise senaristin başarısı bir adım öne çıkıyor. Yol boyunca iki karakteri de yavaş yavaş çözüyorsunuz. Belki dibine kadar inilmiyor ama verilenler size yeterli geliyor.
IMDB’den 7.3, Rotten Tomatoes’tan da 79 alan filme gelen eleştiriler ok yerine gül dağıtıyor. Afili bir laf ettim sanırım JBunun sebebi çok sade bir konuyu bu denli başarılı kılıp seyirciye beğendirmektir. Bazı izleyiciler için senaryo, oyuncu performansı yeterli gelmeyebilir. Eğer eldeki senaryoya göre geneli düşünürseniz filmin başarısını daha iyi yakalayabilirsiniz.
Sebebi nedir bilinmez, ben Nicholas Cage, Kevin Costner ve John Travolta’yı bir türlü sevemedim. Elbette pek çok projelerini seyrettim. Gene de bu durum, seyretmeden önce ön yargıyla yaklaşmadığım anlamına gelmesin JKusursuz Dünya’yı bu kadar geç keşfetmenin sebebi ise Eastwood’a rağmen baş rolde 1955 ABD doğumlu Kevin Costner’ın olmasıdır! Tam 7 tane çocuğu olan Costner, şimdiye kadar yaklaşık 50 projede yer almıştır. Bunların içinde “Dances with Wolves” ile en iyi film, en iyi yönetmen Oscar ödüllerini, en iyi film ve yönetmen Altın Küre ödüllerini ve en iyi erkek oyuncu Oscar, Altın Küre ve Bafta adaylıklarını kapmıştır. Tabi “The Postman” ile en kötü oyuncu, film, yönetmen Razzie ödüllerini almıştır. “The Postman”ı sinemada izlerken dayanamayıp uyuduğumu hatırlıyorum JNedense hiçbir zaman harika bir performans gösterdiğine şahit olamadım. Belki ön yargımı hala yenemediğimdendir.
Unutmadan; çocuk oyuncu çok ama çok tatlıydı. Meğer benden bir yaş küçükmüş. O haliyle karşıma çıksa yanaklarını sıkardım.

Yazar hakkında

admin

7 Yorum Var

Yorum Bırak