2010lar 2017 belgesel Dram Oscar Savaş sinema Türk filmleri yaşanmış hikaye

Ayla (2017)

Ayla

Ayla

Türkiye’nin bu seneki en iyi yabancı film dalında Oscar adayı olan Ayla, yaşanmış bir hikaye olmasıyla da tüm dikkatleri üstüne çekiyor. Ekim sonu gösterime giren 125 dakikalık filmin yönetmenliğini Can Ulkay üstlenirken, senaryo usta genç senarist Yiğit Güralp’e emanet edilmiş. Fahir Atakoğlu’nun enfes besteleriyle ekrana gelen dramın oyuncu kadrosu ise göz kamaştırıyor: İsmail Hacıoğlu, Çetin Tekindor, Ali Atay, Murat Yıldırım, Taner Birsel, Kim Seol, Damla Sönmez, Altan Erkekli, Büşra Develi, Caner Kurtaran, Esra Dermancıoğlu, Sinem Öztürk, Erkan Petekkaya. Gişe hasılatı hayli tatmin edici seviyede ilerliyor.

1950 yılında Kore Savaşı için görevlendirilen Süleyman Astsubay, arkasında ailesini ve sevdiği kadın Nuran’ı bırakarak savaşa gider. Savaş meydanında 5 yaşlarında tek başına küçük bir kız bulur. Korkudan dili tutulan kıza Ayla ismini verirler. Ayla, Türk askerleriyle birlikte 15 ay geçirir. Süleyman ile baba kız gibi olurlar. Lakin Süleyman’ın görev süresi dolar ve yasalar gereği Ayla’yı arkasında bırakmak zorunda kalır. Tekrar geleceğine söz veren baba, kızıyla tekrar buluşabilecek midir?

Ayla

Ayla

Ayla

Ayla

Sinema seyircileri arasında dolanan “Ayla filmi aşırı duygulu, çok ağlatıyormuş” cümleleri bazı seyirci adaylarını ürkütebilir. Emin olun ki film sadece ağlamaktan ibaret değil. He ağlatıyor mu derseniz, evet! Hele de anne baba iseniz o damlaların akmaması imkansız ki salondan çıktığımda erkek izleyiciler dahil birçok kişinin gözleri dolu doluydu. Lakin filme sadece duygusal yönünden bakmak bu prodüksiyon için haksızlık olur. Enfes bir hikaye, çok başarılı bir kamera, alkışlanacak oyuncu kadrosu ile tertemiz bir çalışma ortaya çıkmış. Yönetmen kendini reklamcılıkla duyursa da bu filmle artık nam salacağı aşikar. Renk ve ışık ayarları, kamera açıları, mekan-dekor-kostüm detayları gayet dikkatli ele alınmış. Hikayeyi sadece dram ya da savaş açısından ele almak yerine daha yumuşak bir yaklaşımla ekrana aktarmış. Ne savaşın yoğun aksiyonunu, ne oradaki halkın yaşadığı yoğun çaresizliği, ne de anne babasız bir kızın hüznünü bastıra bastıra anlatmış. Yeri geldiğinde tebessümü de bolca hatırlatan sahnelerle tam bir denge kurmuş. Bu dengeyi kurmak da ayrı bir hüner ister. Görüntü yönetmeniyle birlikte Can Ulkay’ı tebrik etmek gerekir.

Yaşanmış bir hikaye olması en büyük avantaj iken, “Sınav”, “Uzun Hikaye”, “Kavak Yelleri” gibi efsaneleşmiş projelerin senaristi Yiğit Güralp ile çalışılması doğru bir seçim olmuş. Film, aksiyondan öte hikayeye odaklanıyor. Özellikle ilk yarısı çok heyecanlı ve hızlı geçiyor. Güralp’ın hem sinemada hem de televizyon ekranında kazandığı tecrübeyi tekrar konuşturması da seyirciyi tatmin ediyor.

Ayla

Ayla

Ayla

Ayla

Filmden çıktığınızda aklınızda 3 isim kalıyor: İsmail Hacıoğlu, Ali Altay ve küçük kız Kim Seol. İsmail Hacıoğlu’nun naif oyunculuğu, Ali Altay’ın “Mecnun” karakterini hatırlatırcasına oynadığı Ali karakteri, Ayla’yı canlandıran Kim Seol’un şirinliği ve mimikleri akıllara kazınacak kadar etkilidir. Bu fikrime eleştiri gelecek olsa bile yazmadan geçemeyeceğim: Çetin Tekindor çok başarılı, önünde ceketi iliklenecek kadar iyi bir oyuncu. Ama artık bu baba karakteri üstüne çok yapıştı. Hangi filmde (“Babam ve Oğlum”, “Baba”) izlersem izleyeyim aklımda ve gözümde sabit bir baba var. He diyeceksiniz ki daha iyi kim oynar; bilmiyorum. Ama İsmail Hacıoğlu’nun alkışlanacak performansından sonra yaşlılıktaki hali için hayalimde Çetin Tekindor yoktu. Bu arada, Büşra Develi ilerde çok başarılı yerlere gelecek, eminim!

Bu filmi izleyin. Zamanında neler yaşandığını, tarihimizi, bizle ilgili olmayan bir savaşa neden girdiğimizi, bazı değerlerimizin nasıl yerle bir olduğunu, aile olmanın sadece kan bağı ile kurulmadığını görün.

Filmden çıktığımda “İlerde bir kızım olsa adını Ayla koyarım galiba” bile dedim. Varın filmin yarattığı etkiyi siz düşünün.

Yazar hakkında

Seyirci Koltuğu

Yorum Bırak