2013 Biyografi Dram sinema yaşanmış hikaye

Diana (2013)

Diana

Çekilmeye başladığında izlemek için meraklandığım, vizyona girdiğinde ise ardı arkası kesilmeyen eleştirilerle o hevesi yitirmeme sebep olan Diana’yı gecikmeli seyredebildim. İngiltere, Fransa ve Belçika yapımının yönetmenliğini Oliver Hirschbiegel üstlenmektedir. 113 dakikalık dram, romantik, biyografi türündeki filmin senaryosu ise Stephen Jeffreys’e aittir. Baş rollerde Naomi Watts, Naveen Andrews, Douglas Hodge, Charles Edwards yer alıyorlar. Yaklaşık 22 milyon $’lık hasılat elde etmiştir.

Sadece İngiltere’nin değil tüm dünyanın sevgilisi olan Lady Diana, Prens Charles’tan ayrıldıktan sonra 1995’te yeni bir aşka yelken açar. Gözlerden uzak yaşamaya çalışsalar da Dr. Hasnat Kahn, Diana’yı milyonlarla ve magazinle paylaşmak zorunda kalır. İnişli çıkışlı ilişkileri 1997 yılına kadar devam eder. Ta ki o güne kadar!
Ben daha 12 yaşındayken 31 Ağustos’ta bir haber deprem gibi tüm dünyayı sarsmıştı. Sonrasında aylar boyunca Diana’nın etkisini gazetelerden, televizyondan ve annemden dinleyip okumuştum. Yıllar sonra gizli aşkını bir filmden seyretmek bu yüzden beni çok etkiledi. Filmi sinemasever gözüyle hayli başarısız bulsam da Diana’nın hayatına tanıklık etmek güzel. Düşünsenize, bir prenses öleli 16 yıl oluyor ve oğlunun karısı, adından çok Lady Diana’nın gelini olarak anılıyor.
Filmi sinema açısından ele alacak olursam eksi yönleri hayli öne çıkar. Öncelikle senaryonun vasatlığı rahatsız ediyor. Diana’nın boşandıktan sonraki ilişkisi üzerinde durulmak istense de eski kocası, çocukları, kraliyet, magazin fazla geride bırakılmış. Diana’yı sadece ilişkisiyle anlatmak haksızlık oluyor. Onun istediği “Prenses gibi davranılmaması” olsa da gerçekleri aktarmamak senaryoyu hayal ürünü gibi gösteriyor. Film çok sıradan başlıyor ve pat diye konuya giriyor. Siz alışana kadar Diana zaten aşık oluyor. Hani arkadan atlı kovalıyor mu diye bakası geliyor insanın. Hirschbiegel gibi tecrübeli bir yönetmenin bu gibi detayları neden atladığını anlamak hayli güç.

Dr. Hasnat Kahn ve Dodi Fayed filmde karakter olmaları gerekirken karikatürize olmuşlar. Lady Diana dünya çapında kendini az çok ifade edebilmiş biri ancak özellikle doktor hayli olumsuz, huysuz, havadan bakan biri olarak yansıtılıyor. Belki öyledir, bilmiyorum. Gene de bu denli olumsuzluklarla ortadaki aşkı aşağı çekmeye çalışmışlar gibi geldi. Ayrıca çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla Diana ve Dodi Fayed’in ilişkisi laf olsun diye yaşanılacak gibi değildi. Elbette gerçeklere dayanan şeyler vardır. Ancak bir aşkı yükseltmeye çalışırken diğerini al aşağı etmeye çalışmışlar ve ikisini de birbirinden kötü hale getirmişler. Sonuç olarak 36 yaşında hiç mutlu olamadan ölen talihsiz bir kadın ortaya çıkmış.

IMDB’den 5.3, Rotten Tomatoes’tan 8 (100 üzerinden!) almıştır. Geri bildirimlerin neredeyse hepsi eleştiri yönündedir. Bunun en büyük sebepleri ise senaryo ve oyuncular. Naomi Watts’ı seven biri olmama rağmen, Diana’yı karikatürize ettiği için itici buldum. Yüzü, bakışları, ten rengi uyumlu olması onu canlandırmaya yetmemiş. Aylarca diksiyon dersi alması, onu okuması ve izlemesi sanki yetersiz geldi. Daha çok fotoğraflardan hatırladığım o zarafet, ekranda yoktu. Aynı şey Dr. Hasnat’ı oynayan Naveen Andrews için de geçerli. Film bittikten sonra niye Naveen Andrews’i seçmişler diye Dr. Hasnat’ı internette araştırdım. Hani fiziksel bir benzerlik yakalarım umuduyla.. Lakin neredeyse hiç alakası yok. Ne o aşkı hissettirdi ne de fiziksel benzerliği. Peki, neden böyle bir kadro kuruldu?

Diana’nın yaşamının bir parçasına tanık olmak isterseniz mutlaka seyredin. Ancak sinema açısından beklentinizi hayli düşürmeniz gerekiyor!

Yazar hakkında

admin

2 Yorum Var

  • Ben de yakın zamanda bu filmin yorumunu yazdım.
    Pek çok konuda benzer düşünüyorum. Son derece yavan ve tatsız buldum.
    Farklı düşündüğüm tek yön, ben Naomi Watts’ı bu rolde oldukça başarılı buldum. Gerek aksanı gerek mimikleri oldukça başarılıydı.

    Sevgiler

    • Sanırım Diana, çocukluğumda kalan bir asilzadeydi. Onun mutsuz yönünü görmek beni mutlu etmedi. Naomi ona göre daha tıknaz kaldı diye düşünüyorum. Boyun hareketleri, duruşu çok sabit geldi.

Yorum Bırak