1980ler 1987 Aksiyon Altın Küre Bafta kült film Oscar psikolojik gerilim Savaş sinema

Full Metal Jacket (1987)

 

Full Metal Jacket

Full Metal Jacket

Yaklaşık 10 sene önce izleyip hayran kaldığım Full Metal Jacket, tekrar karşıma çıkınca Seyirci Koltuğu’ndaki yerini alması gerektiğini düşündüm. Yönetmen – senarist – yapımcı isimleriyle tam bir Stanley Kubrick filmi olan Full Metal Jacket, 1987 yılında gösterime girmiştir. 116 dakikalık savaş ve dram türlerinin harmanlandığı ABD – İngiltere yapımının senaryosu Gustav Hasford’un “The Short-Timers” adlı eserinden uyarlanmıştır. 30 milyon $ bütçeye karşılık 46,4 milyon $ hasılat elde eden filmin baş rollerinde Matthew Modine, Arliss Howard, Vincent D’Onofrio, Lee Ermey, Adam Baldwin, Dorian Harewood yer alıyorlar.

Full Metal Jacket, 1963 – 1973 yılları arasında Amerikan’ın içinde bulunduğu Vietnam Savaşı öncesi bir grup Amerikan askerinin savaşa hazırlanışı ve sonrasında savaşa dahil olmalarını anlatır. Savaş esnasında 60.000’e yakın asker öldüren Amerikan ordusu, onlarca filme konu olmasına rağmen, Stanley Kubrick’in kamerası, bakış açısı ile diğerlerinden kolaylıkla sıyrılabilir kalitededir.

Full Metal Jacket

Full Metal Jacket

Full Metal Jacket

Full Metal Jacket

Filmin başlangıcı askerlerin başına neler gelebileceğini gayet sade bir üslupla hissettiriyor. Bunu anlamak neden mi bu kadar kolay? Full Metal Jacket sonrası pek çok savaş filminde benzer girişlere şahit olduk. Savaş öncesi eğitilen askerlerin yaşadığı zorluklar, isyanlar, tutumlar bize hayli aşina geliyor. Filmin ilk yarısı seyirciyi ekrana öyle bir kilitliyor ki içinizdeki nefret duygusu üst seviyelere çıkıyor; acımayla birlikte bu eğitimin mantığını anlamaya çalışıyorsunuz. “Bunu anlamak için o ortama girmek gerekir” düşüncelerini duyar gibi olsam da hakaretlerin, aşağılanmaların bir sebebe bağlanması gerektiğine inanmıyorum. Savaş öncesi psikolojik savaşla askerlerin eğitilmesi o derece vurgulanıyor ki Kubrick askeri bürokrasiyi adeta topa tutuyor. Zaten uyarlama senaryo haricinde Oscar’a aday olmaması da başarısının bir göstergesi değil mi?

Filmin bel kemiğini oluşturan senaryo, tüm savaş gerçeklerini insanın yüzüne vuruyor. Farklı kültürlerden, farklı düşüncelerden ve eğitime verdikleri farklı tepkilerden oluşan sayıca bol karakterler filme derinlik katıyorlar ve farklı bakış açılarından Vietnam Savaşı’nı sorgulatıyorlar. Benim favori karakterim kesinlikle Leonard’dır. Zeka seviyesi diğer askerlere göre daha düşük olan, cüssece iri fakat askeri koşullara elverişli olmayan Leonard, başta çavuşu olmak üzere hemen herkes tarafından aşağılanmaya, ezilmeye maruz kalır. Birebir eğitim verilse dahi istenilen kıvama gelemez. Bu da Leonard’da kalıcı etkilere sebep olur. Daha savaş alanına gitmeden savaşın korkutucu gerçekleriyle tüm bölük yüzleşir. Kubrick bunu ekrana öyle yansıtır ki söylenecek söz bırakmaz.

Full Metal Jacket

Full Metal Jacket

Filmin tamamı İngiltere’de çekilmiştir. Yapım yılına göre kullanılan dekorlar, saç-makyaj tasarımı, kostümler hayli başarılıdır. Kubrcik’in kızı Abigail Mead (Vivian Kubrick) müzik çalışmalarıyla filmin ruhuna renk katıyor. Filmde kullanılan şarkıların çoğu 1962 – 1968 yılları arasındaki en iyi şarkılar arasından seçilmiştir. Başlangıçtaki “Hello Vietnam” ve sonundaki “Paint It Black” filmi zaten özetler durumdadır.

IMDB’den 8.3, Rotten Tomatoes’tan 95 alan filme gelen yorumlar hayli olumludur. Zaten IMDB olmak üzere pek çok sitede en iyi filmler listesindedir. Buna rağmen Oscar, Altın Küre, Bafta’da istediğini bulamamıştır. Oscar’da en iyi uyarlama senaryo, Altın Küre’de en iyi yardımcı erkek oyuncu, Bafta’da ise en iyi ses ve özel efekt adaylıkları vardır.

Full Metal Jacket’ı izlediğimde aklımda 3 şey kaldı. İlki “Sir, Yes Sir!”; ikincisi Leonard karakteri; üçüncüsü ise Private Joker karakterinin “born to kill” yazılı kaskına karşılık üniformasındaki “peace” rozetidir. Zaten filmin yani Kubrick’in düşüncelerini de bu kaskla rozet özetlemiyor mu?

Yazar hakkında

Seyirci Koltuğu

Yorum Bırak