2010lar 2016 Altın Küre Bafta Oscar Oscar 2017 Romantik sinema

La La Land (Aşıklar Şehri) (2016)

La La Land

La La Land

“Oscar ödülleri! Ben geliyorum” diye bağıra bağıra tüm ilgiyi üstüne çeken Aşıklar Şehri, 2016’nın sonlarına doğru Türkiye’de gösterime girmişti. “Whiplash” ile namını yürüten Oscarlı Damien Chazelle, 128 dakikalık ABD yapımın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenmektedir. Müzikal ve romantik türlerindeki filmin baş rollerinde ise Ryan Gosling, Emma Stone, John Legend, J.K. Simmons yer alıyorlar. 30 milyon $ bütçesine karşılık Oscar Töreni gerçekleşmeden 270 milyon $ hasılat elde etmiştir.

Tutkularını her dem taze tutan jazz sevdalısı Sebastian ile oyuncu adayı Mia, Los Angeles trafiğinde karşılaşırlar. Biri jazz kulübü açma hayalindeyken diğeri de rol kapma peşindedir. İki kalp bir araya gelse de işin içine maddiyat girince hem hayaller, hem de aşk sekteye uğrar.

La La Land

La La Land

La La Land

La La Land

Müzikal tutkunu değilseniz müzikal bir film seyretmeyi kabullenmek pek kolay olmuyor. Açıkçası adaylıkları olmasaydı göz ardı edebilirdim. Bu kadar ses getirip, ödülleri kapıp bir de Oscar’da ciddi adaylıkları olunca ekran başına geçtim. Sonuç: 128 dakikalık hayli eğlenceli, romantik ama tamamı müzikal olmayan bir aşk filmi! Mükemmel mi? Bence değil ama çok başarılı olduğu yönler var:

Mekan, dekor, kostüm, saç-makyaj tasarımları bir harika! Modern dünyada geçtiği halde nostaljiye sıklıkla başvurulan bir hayat yaşanıyor. Kıyafetler, modelleri, renkleri, saç ve makyaj tozlu raf etkisi araba, telefon seçimleri gibi teknolojik gelişmeler bizi günümüze tekrar döndürüyor. Zaten tür müzikal ağırlıklı olduğu için seçilen şarkılar, melodiler, sözler hayli etkileyici geldi. İzlemesi hayli keyifli, sinematografik açıdan olağanüstü bir emek var.

Senaryo ise modern ile klasik bir aşk hikayesi arasında gidip geliyor: Hayaller nostaljik, gerçekler modern! Her defasında umutlanıp umutlanıp ayağınıza çelme takılıyor. Bu nedenle konu bilindik, süreç romantik denebilir. Karakter detaylandırması filmin her iki yönünü ele alıyor: Mia modern hayatı; Sebastian nostaljiyi ayakta tutuyor. Ortak noktalar elbette eski filmler, jazz olsa da maddi ihtiyaçlar ve hayatın gerçekleri Mia üzerinden sürekli vurgulanıyor. İkisi de karşı hayatı sevmese de aşkları bu iki yaşam biçimini harmanlamayı hedefliyor. Seyircinin gel git yaşadığı bu iki hayat o kadar başarılı ayrılıyor ve tam tersi o kadar güzel iç içe ki etkilenmemek elde değil.

La La Land

La La Land

La La Land

La La Land

Peki neden mükemmel bir film değil? Filmi izlerken sürekli ödülleri hedefleyen bir etki hissettim. Belki çok fazla aday olmasının sebebi yarattı bu etkiyi. Diğer yandan, yıllar sonra tekrar tekrar seyredebileceğim kadar çarpıcı bir senaryo yok. Finaliyle beni büyülese de 128 dakika boyunca gözlerimi ekrandan ayırmadım diyemiyorum. Görsellik, tasarım, oyunculuk, müzik her şey harika lakin oturup 2-3 defa seyretme güdüsü uyandıramadı.

IMDB’den 8.5, Rotten Tomatoes’tan da 93 alan La La Land, Altın Küre’de topladığı ödüllerle Oscar’a yeşil ışık yakıyor. Oscar’da en iyi film, yönetmen, erkek oyuncu, kadın oyuncu, özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetmeni, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, özgün şarkı, ses kurgusu, ses miksajı dallarında aday! Yazarken bile insanın eli yoruluyor. Altın Küre’de ise en iyi film, yönetmen, erkek ve kadın komedi oyuncu, senaryo, özgün şarkı ve müzik ödülleri almıştır. Bafta’da en iyi film, kadın oyuncu, erkek oyuncu, yönetmen, özgün senaryo, sinematografi, müzik, kurgu, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı ve ses dallarında adaydır. Hem Oscar’a hem Bafta’ya çok az zaman kaldı. Mutlaka ödül alacak, diğerlerine çok fırsat bırakmayacak gibi.

Yazar hakkında

Seyirci Koltuğu

Yorum Bırak