2014 Gerilim Korku sinema Türk filmleri

Muska (2014)

Fragmanını seyrettikten sonra sinemaya gitme arzusu uyandıran Muska, 25 Temmuz’da gösterime girdi. Yönetmen koltuğunda oturan Özkan Çelik, senaryoyu Serhan Nasırlı ile kaleme alıyor. 81 dakikalık gerilimin oyuncu kadrosunda Tanju Tuncel, Sezgin Erdemir, Aslı Şahin, Taylan Güner yer alıyorlar.
Celal, bir dergide köşe yazarıdır. Özel hayatında çapkınlığı yüzünden dikiş tutturamazken, dergiden de maaşını alamadığı için ortada kalmıştır. Mecburen, gayet eski bir konak olan pansiyona yerleşir. Ev sahibi Aliye Hanım ve torunu, Celal’in gözüne ürkütücü gelse de pansiyoner Yasemin ve parasızlık onu burada kalmaya mecbur kılar. Hayatının dönüm noktasına az kalmıştır.

Dini öğelerin ön planda olduğu filmlere oldum olası mesafeli yaklaşırım. Zira eğer filme kendimi kaptırırsam gece rüyama dahi girer, tabi uyuyabilirsem. Korku/gerilim filmlerini çok sevdiğim için bunu göze alarak sinemaya gittim. Kullanılan mekan filme hayli uygun. Işık oyunlarıyla kasveti iki katına çıkarılıyor. Film boyunca mekan Avrupa Yakası gibi hissettirilse de biricik ilçem Kadıköy’deymiş. Mekan haricinde kostüm, plastik makyaj da türe göre başarılı tasarlanmıştır. Spoiler olmaması için detay vermek istemiyorum ama muskaların başrolde olduğu sahne ile plastik makyajın bolca göründüğü sahneler koltukta beni hayli gerdi.
Yukarıda etkileyici bulduğum detaylar senaryoyla birlikte bir basamak düşüyor. Konu ve işleyişi sıra dışı başlasa da bu gibi filmleri seyredenler karakterlerden neler çıkacağını tahmin etmekte zorlanmazlar. Senaryo size bolca ipucu veriyor. Eğer yönetmenin hedefi seyircinin dakikalar ilerledikçe gizemi kendisine çözdürmesi ise buna ulaşıyor. Benim tercihim son dakikalarda olayın pamuk ipliği gibi seyirciyi şok ederek çözülmesidir. Muska’da bu ne yazık ki yok. Seyirciyi geren birkaç etkili sahne olsa da genele bakıldığında türün önemli örnekleri arasında asla yerini alamaz. Gönlümden geçen, korku/gerilim projelerinde beni en çok ürküten ses ve müziğin üstünde daha fazla durulmasıydı.
Karakter detaylandırmalarında eksiklikler göze fazlaca çarpıyor. Ana karakter Celal’i sevmeniz için hiçbir neden bulamıyorsunuz. Kötü karakter olarak içine düştüğü çukurda ona empati kurmanız imkansızlaşıyor. “Oh olsun” modunda filmi bitirmek mümkün. Konak sahibesi Aliye Hanım ise dışarıdan yaşlı ve mazbut kadını harika canlandırıyor. Celal’in bilmediği hayatın içindeyse yolda görseniz korkacağınız birini oynuyor. Karakteri kostüm, saç, makyajla o denli başarılı hale getirmişler ki Aliye Hanım karakterinden tek sahne olsun şüphelenmedim, her açısıyla gerçekçi olduğuna inandım.

Baş roldeki Tanju Tuncel’in önünde saygıyla eğilmek gerekir. Usta bir oyuncu olduğunu bilmesem gerçekten Aliye Hanım’ı canlandırdığını değil, kendini oynadığını düşünürdüm. Sezgin Erdemir, Celal karakterinin çapkın tarafını güzel canlandırsa da konaktaki sahnelerde mimikleri zaman zaman yetersiz kaldı. Gerçi senaryo, karakterin çok derine inmesine izin vermediği için Erdemir’i tek başına eleştirmek de doğru değil.

Yerli sinemada gerilim türünde daha çok proje görmeyi arzu eder, çok fazla korkutmayan Muska’nın bir şekilde seyircilere ulaşıp arkasının da gelmesini isterim.

Yazar hakkında

admin

4 Yorum Var

    • Beklentiye girmeden seyrederim dersen tavsiye ederim. Bende her gerilim filmi farklı bir bakış açısı sağlar, kafamdaki korkulu senaryoları çoğaltır :) Lakin, filmden çıktıktan sonra günlerce akılda kalıcı olmayacaktır.

  • Ya açıkcası, sinemamızı küçümsemek için söylemiyorum da, korku filmlerimizi pek kayda değer bulamıyorum. Musallat’ı sinemada izlemiştim, giriş fena değil sonradan…. yine düşüş. Hep benzer şeyler,
    belki ileride bir korku filmi ben çekerim…. ahaha.
    Ama ben de korku filmi çok izleyen biri değilimdir zaten.
    The Kite Runner’dan sonra bitti o isteğim…
    – Alakasızca araya sıkıştırmak istedim….. aehadfgdf –

Yorum Bırak