1992 Altın Küre Dram klasikler Oscar sinema

Scent Of a Woman (1992)

Kadın Kokusu

Sinemanın tartışmasız klasikleri arasına giren Kadın Kokusu, her izleyişimde büyülüyor. DVD arşivimdeki gibi Seyirci Koltuğu’nda da saklanması gerektiğine inanarak Eylül ayının sürpriz klasiği olarak yerini alıyor J157 dakikalık dram aslında 1974 İtalyan yapımı “Profumo di Donna” filminin uyarlamasıdır. Yapımcılığını üstlenen Martin Brest, ayrıca yönetmen koltuğunda  oturmaktadır. Bo Goldman’ın İtalyan romanından Ruggero Maccari ve Giovanni Arpino senaryoyu uyarlamıştır. ABD yapımının baş rollerinde Al Pacino, Chris O’Donnell, James Rebhorn, Gabrielle Anwar, Philip Seymour Hoffman yer alıyorlar. 20 yıl önce gösterime girmiş, o dönemde 135 milyon $ hasılat yapmıştır!

Charlie kolej öğrencisidir. Maddi imkansızlıklardan dolayı Şükran Günü tatilinde görme engelli birine göz kulak olacaktır. Fakat bu iş tahmin ettiği kadar kolay çıkmaz çünkü emekli albay Frank Slade hem zor bir adamdır hem de hafta sonu için ilginç planları vardır.
Müzik çalışmaları usta müzisyen Thomas Newman’ın elinden çıkmıştır. 17 parçalık filmin albümünü ayrıca dinlemenizi öneririm. Filmin kilit noktasındaki tango sahnesinin, unutulmaz film sahneleri arasında ön sıralarda olduğunu düşünürsek müzik filmin vazgeçilmez bir parçasıdır. Yazıyı yazarken dahi o tango sahnesi gözümün önünde, müzik ise kulağımda… Mekan, dekor, kostüm tasarımları çok başarılı. Albay Slade’in evi tıpkı kendi dünyası gibi karanlık, güneş görmeyen bir ortam olarak döşenmiş. Aslında düzenli gibi görünen ev, mekan darlığı ve eşya çokluğuyla kalabalık bir görünüm kazanıyor; tıpkı kafasının içi gibi. Kıyafetlerse bir askere yakışacak kadar temiz, şık ve düzenli! Yanında kaldığı ailenin evi ve bireyleri de tam tersi çok dağınık görünüyor. Aradaki zıtlığı çok net fark edebilirsiniz. Görüntü teknolojisi, renk ve kontrast ayarları türe ve dönemine göre gayet temiz bir izlenim bırakıyor.
Filmin en özel ve güzel sahnesi!

Gelelim senaryoya.. Açıkçası filmi defalarca izlememe rağmen romandan ve başka filmden uyarlandığından haberim yoktu. Gerçi önyargılı olarak İtalyan yapımını seyretme merakım yok çünkü kıyaslama yapmaktan filme odaklanamam. Bu aralar ihtiyar delikanlıların yalnızlık dönemlerini anlatan projeler üst üste denk geldi (bkz. “On Golden Pond” ve “The Magic of Belle Isle”). Albay Slade karakteri de asker olmanın verdiği disiplin ve katılıktan sonra sevdiği meslekten men edilmiş, üstüne üstlük görme yetisini kaybetmiş ve yapayalnız kalmıştır. Zaten sinirli bir yapısı varken üst üste bu vurgunları yemesi içine kapanmasına neden olmuştur. Karakter o kadar detaylı ve net anlatılıyor ki bir şekilde empati kurmaya çalışıyorsunuz. Bir yerde tanışsanız huysuz diye yanından kaçmak isteyebilirsiniz. Filmde ise o çaresizliğini hiç göstermemeye çalışarak yaşıyor. Üstelik tüm bu detaylar duygu sömürüsü yapılmadan aktarılıyor. Yan karakter Charlie tüm masumiyetini koruyarak Albay Slade’in daha öne çıkmasını sağlıyor. Kamera açıları öyküye daha iyi odaklanmanızı sağlıyor. Yönetmen ve senarist iki koldan birden seyirciyi kendine bağlıyor; 157 dakika nasıl geçiyor, anlamıyorsunuz.

IMDB’den 7.8, Rotten Tomatoes’tan 88 alan filme gelen eleştirilerin hemen hemen hepsi olumludur. Ön plana çıkan elbette Al Pacino’nun gerçekten ayırt edilmeyecek kadar inanılmaz performansıdır. En iyi film, yönetmen ve uyarlama senaryo dallarında Oscar adayı olan projenin tek Oscar’ı ise Al Pacino’ya en iyi erkek oyuncu olarak verilmiştir. Altın Küre’de ise en iyi erkek oyuncu, uyarlama senaryo ve film dallarında ödülleri kapmıştır. Projeye gelen tek olumsuz eleştiri ise sürenin uzunluğudur. Tarafsız gözle bakılırsa aslında pek yersiz bir eleştiri sayılmaz. Dram için 157 dakika gerçekten uzun . Diğer yandan, Al Pacino’nun yer aldığı yapımda 157 dakika sadece görsel bir şölendir!
Filmin yardımcı erkek oyuncusu Chris O’Donnell, 1970 ABD doğumludur. Bu rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu Altın Küre adayı olan aktör, dizi ağırlıklı kariyerinde 30’dan fazla projeye imza atmıştır. “Batman” serisinin Robin’i olarak hızlı bir yükseliş gösterse de devamında sinema arka planda kalmıştır. Kadın Kokusu dışında önemli bir adaylık veya ödül de alamamıştır. Charlie karakterini canlandırdığında 22 yaşında olsa da sanki 15 yaşındaki çocuğun masumiyetini taşıyordu. Saf bakışları gerçek mi değil mi, ayırt etmek zor. Tıpkı filmi seyrettikten sonra Al Pacino’nun görme konusunda engeli olduğuna neredeyse inandığımız gibi. Gerçi belirtilmesi gereken önemli bir nokta var. Al Pacino, bu karakteri canlandırmadan önce 6 ay görme engelliler okulunda yaşamış. Azim diye buna deniyor sanırım. Tabi Oscar ve Altın Küre’nin getirisi kadar götürüsü de olmuş çünkü çekimler boyunca sabit bir noktaya bakmak zorunda kaldığı için gözleri ciddi rahatsızlık geçirmiştir ve gözlük takmaya başlamıştır. Son olarak beni şaşırtan bir şeye daha değinmek istiyorum. Charlie’nin okuldan arkadaşı George’u Philip Seymour Hoffman canlandırıyor. İlk bakışta tanımak gerçekten zor; en azından aradan geçen yıllar bunu engelliyor. Eğer gülümsemesine dikkat ederseniz ufaktan bir “Aaa!” nidası gelebilir J


Yazar hakkında

admin

9 Yorum Var

Yorum Bırak