2013 Gerilim Korku psikolojik gerilim sinema suç

The Purge (Arınma Gecesi) (2013)

The Purge - Arınma Gecesi

The Purge – Arınma Gecesi

Gösterime girdiğinde dikkatimi çekmeyen, televizyonda gördüğümde ise konusu hayli ilginç gelen Arınma Gecesi, bir seri halinde izleyiciyle buluşunca yazmaya karar verdim. Eylül 2013’te Türkiye’de gösterime giren filmin yönetmen ve senaristliğini James DeMonaco üstleniyor. 86 dakikalık gerilim korku türündeki projenin oyuncu kadrosunda Ethan Hawke, Lena Headey, Max Burkholder, Adelaide Kane, Edwin Hodge yer alıyorlar. ABD yapımı, 3 milyon $ bütçesine karşılık 89 milyon $ hasılat elde etmiştir.

Amerika’daki suç oranı o denli yükselmiştir ki artık hükumet kontrol altına almakta zorlanmaya başlar. Hapishaneler dahi dolup taşarken hükumet tek çözümü suçu serbestleştirmekte bulur. Her sene bir gece 12 saat süresince herkes istediği suçu işleyebilecek ve ne polis ne de hastane müdahale edebilecektir. İnsanlar ister öldürsün isterse tehlikede olanlara yardım etsin; fark etmiyor. Mary ve James ise o gece çocuklarıyla beraber son derece güvenlikli evlerinde sabahın olmasını beklerler; ta ki kızları sokaktaki bir adama yardım etmeye çalışana kadar!

The Purge

The Purge

The Purge

The Purge

Senaryonun çıkış noktası bu denli etkileyiciyken seyirci elbette harika bir senaryo ve kurgu bekliyor. Zaten konuyu hazmetmeniz biraz zaman alıyor. Bu arada film de kendini size alıştırmaya çalışıyor. Tüm karakterler o meşhur geceye hazırlanırken insanların içindeki öldürme hevesini, hırs ve ihtiraslarını görüp şaşırıyorsunuz. Diğer yandan da öldürülme korkusu yaşayan fakir kesim veya ırkçılığa maruz kalan kesim geceyi atlatma derdine düşüyor. Bir yandan vicdanınızı sorgularken diğer yandan adaletin bu yönle sağlanma fikrindeki mantığı arıyorsunuz. Derken gece oluyor ve olaylar başlıyor.

Bu noktadan sonra olması gereken etkileyici bir kurgu ve ses efekti/müzikle desteklenen sahneler diye düşünürken hayal kırıklığı başlıyor. Zira pek çok kez seyrettiğimiz gece yarısı basılan ev temalı filmlerden bir farkı yok. Bütçe hayli düşük olunca görsellik, kullanılan mekanlar sizi bir süre sonra tatmin etmiyor. Senaryo da kısırlaşarak konuyu çıkmaz hale getiriyor. Olay ağırlıklı olarak 4 kişilik bir çekirdek ailenin etrafında dönüyor. Yardımcı oyuncular fazla görünse de onlar kendi karakterlerini gösterecek kadar pozisyona giremiyorlar. Karanlığın sıkça tercih edilmesi bir süre sonra sizi geremiyor.

The Purge

The Purge

Ayrıca bazı mantık hataları da insanı düşündürmüyor değil. Mesela bu “gece” sadece Amerika’da yaşanıyorsa maddi imkanı olan ve Arınma’ya karşı olan insanlar neden Amerika’dan 1-2 günlüğüne ayrılmak yerine kendilerini korumaya alıyorlar? Hükumet çıkışları mı kapatıyor? Veya çoğu sahnede vurgulanan fakirlerin öldürülerek refah seviyesini yukarı çekme fikrinde fakirler neden bir araya gelemiyor? Korunmak için bir örgüt işe yaramaz mı?

Tabi bu mantık hatalarını bir kenara koyduğunuzda ve filmi beklenmedik bir sürprizle sonlandırdığınızda aklınıza şöyle sorular geliyor: Yaşadığınız yerde böyle bir kural koyulsa ne yapardınız? Bir gün boyunca ceza almadan suç işleme özgürlüğü tanınsa tepkiniz ne olurdu? Dürtüler iş başına mı geçer yoksa inancınız doğrultusunda kaçmayı veya yardımcı olmayı mı yeğlersiniz? O gece geldiğinde evinizde korunarak oturur musunuz yoksa uçağa atlayıp uzaklara mı gidersiniz? Bu sorular dahi aslında filmi seyretmeniz için büyük bir sebep! Bu sorgulamaları senaryonun içinde de görmeyi gönül isterdi. Zira senaryonun altı biraz daha doldurulsaydı eminim ki görsel efektler veya oyuncuları eleştirmek arka planda kalırdı.

Yazar hakkında

Seyirci Koltuğu

Yorum Bırak