2013 3D Aksiyon Bilimkurgu Fantastik sinema

World War Z (Dünya Savaşı Z) (2013)

Dünya Savaşı Z
Hem yapımcı hem baş rol oyuncusu Brad Pitt olunca tüm dikkatleri üzerine çeken Dünya Savaşı Z, 21 Haziran’da Türkiye’de gösterime girdi. Apokaliptik türüyle dünyada, bilimkurgu, aksiyon, fantastik türü olarak Türkiye’de yerini alan ABD – İngiltere yapımın yönetmen koltuğunda Marc Forster yer alıyor. Forster’ı “Monster’s Ball”, “Finding Neverland”, “Stranger Than Fiction”, “The Kite Runner” filmlerinden anımsayabilirsiniz. 116 dakikalık filmin senaryosu Max Brooks’un 2006 tarihli aynı isimi romanından Matthew Michael Carnahan tarafından uyarlanmıştır. Brad Pitt’e Mireille Enos, James Badge Dale, David Morse eşlik ediyorlar. 200 milyon $’lık bütçeye karşılık şimdilik 112 milyon $ hasılat elde edilmiştir.

Gerry Lane iki kızı ve eşiyle huzurlu bir hayat yaşamak uğruna Birleşmiş Milletler’deki görevinden ayrılmıştır. Bir gün ailecek trafikte sıkıştıkları anda yüzlerce insanın paniğini görürler. Bazı insanlar evrim geçirerek farklı bir yaratığa dönerler. Bu yaratığın adı “zombi”dir. Gerry hem ailesini hem de tüm dünyayı kurtarabilmek uğruna kendini müthiş bir savaşın içinde bulur.

İlk bakışta “Zombi filmlerinde bir Bradt Pitt eksikti, o da geldi tam oldu” diye ufak bir ön yargı oluşuyor. E pek de haksız sayılmayız. Pek çok zombi filmi seyreden sinemasever olarak Zombi filmi için çok büyük bütçeye gerek duyulmadığını düşünüyorum. İşin içinde 200 milyon $ varken merak da artıyor. Seyrettikten sonra bu ön yargılar uçup gidiyor. Zira savaşılan şey zombi olsa da konu korkudan çok sağlığa ve dünyanın karşılaştığı olağanüstü bir olaya kayıyor. Bu açıdan bakıldığında diğer filmlerden ayrı bir yere koyabiliriz.

Günlük güneşlik hayat devam ederken dünya çapında anlaşılamayan bir sorun çıkar. Mikrop/virüs veya tanımlanamayan bir şeyi kapan insanlar, 12 saniyelik evrim sonrası ölüp dirilirler ve diğer insanlara bunu bulaştırmaya başlarlar. Tabi dünyanın bilmediği şeyi biz seyirciler pek çok kez  tanık olduğumuzdan şaşkınlığa uğramıyoruz. Bir şekilde zombi tanımı yapılıyor ve çözüm için araştırmalar yapılıyor. Olay diğer zombi filmlerinden daha mantıklı ilerliyor. Filmin artı noktalarından biri budur. Zombiler ürkütüyor ama korkutmuyor. Tam tersi gülünç de gelmiyor. Korku gerilim her daim olsa da olay zombi değil sağlık sorunudur. Bu sağlık sorunu için çözüm aranmaktadır. Yani onlardan kaçıştan öte onları yok etmek ve birbirine bulaşmayı önlemeyi amaçlıyorlar. Eşi Angelina Jolie ile pek çok sağlık projesinde yer alan Brad Pitt’in neden zombilerle haşır neşir olduğu zaman ilerledikçe anlaşılıyor.
Mekan, dekor, kostüm detayları konuya ve türe göre başarılıdır. Renk ve kontrast ayarları da türü daha öne çıkarıyor. Öyle canlı renkler veya ortamı karartan renklerden öte (zombi deyince sanki karanlık renkler daha çok geliyor akla) toprak tonları ve sarı ağırlıklı renkler tercih edilmiş. Zombiyi hastalık görüp bu sarı ağırlıklı renkler size hastalığı daha çok çağrıştırıyor. Yönetmenin diğer filmlerini seyrettiyseniz tercih edilen kamera açıları ve kurgu sizi pek şaşırtmaz. Türüne göre çok heyecan yaratmayan teknikler kullanılmış. Tabi 3D özelliğiyle izlemediğim için yorumum bu şekilde ilerliyor. Diğer yandan, film bittiğinde 3D ile daha keyifli izleneceğini de düşünmedim. Belki Kudüs sahnesini bunun dışında tutabilirim! Forster’ın filme kattığı çok önemli bir şey var: İşin içinde zombiler var diye ortalığı kan gölüne çevirmiyor veya olayı vahşet sınıfına sokmuyor. Gayet güncel hayata uygun bir tasarım var.

IMDB’den 7.4, Rotten Tomatoes’tan 67 alan filmin geri bildirimleri genellikle olumlu yöndedir. Rotten Tomatoes’un verdiği puan daha gerçekçi görünüyor. Konunun ele alınışı gayet başarılı; oyuncular da keza öyle. Zaman zaman doruk noktasına ulaşacak kadar heyecan da yaratılıyor (Kudüs sahnesi). Diğer yandan, film bittiğinde kalbiniz güm güm atmıyor veya “Vay be nasıl filmdi!” duygusu yaşatmıyor. Heyecanı mı eksik, anlatımda mı problem var yoksa verilmesi gereken mesajla alınan mesaj mı uyuşmuyor, emin değilim. 2013’ün en iyi filmler listesine giremez. Gene de seyretmeli mi? Kesinlikle!

Brad Pitt’e eşlik eden yardımcı oyuncular performanslarıyla tatmin etseler de neden ismi öne çıkanlar tercih edilmedi, merak ediyorum. Örneğin, Gerry’nin eşini canlandıran Mireille Enos ilk sahneden itibaren “Neden?” sorusunu akıllara kazıyor. Oyunculuğundan değil de Brad Pitt’in yanında daha etkili bir isim istiyor gönül demek ki.


Yazar hakkında

admin

13 Yorum Var

  • The Kite Runner mı? OĞYOĞ! Parçalandım görünce. Bir parça koptu içimden, hayalimi kırdı yine. Bileğim kırılmadı en azından; ama hayaller de kırılmasın be. Brad Pitt’in merak unsurunu kattığı yazıyı bir anda elindeki bıçakla kesip biçti, içine Dexter mı kaçtı acaba?
    Neyse, Finding Neverland’i izledim, çoğu Johnny Depp filmi gibi… ahaha. Adam kendi filmlerini izlemiyormuş zaten, ben ondan çok onu izledim belki de. ahahaha.
    “Tabi dünyanın bilmediği şeyi biz seyirciler pek çok kez tanık olduğumuzdan şaşkınlığa uğramıyoruz.” cümlesinden önce yazdığın iki cümle de ezberlediğimiz bir senaryo halini aldı artık zaten.
    “Ama Pitt, zombi filmi neden seçmiş ki?” dedirtti de ama film.

    -“X ve Y’si nerede bu savaşın? hahaha.” diyesi geldi içimdeki soğuk espri yapmaya çalışıp da beceremedeyen canavarın.-

  • Evet yahu, neden özletmişim ki? Çağımızın genel bahanesini sunarak “Vakitsizlik!” diyorum. Ama öyle de yahu.
    Ve baktığım ilk yazıda da Kite Runner. ahaha.

    Bu arada bannerını yeni fark ettim. Ben yorum atarken bilmiyorum böyle miydi, ama. Çok iyiymiş. Fotoğrafta olanı bir kenara alırsak, kırmızı rengi de orada şiddeti ve bastırılmaya çalışılan nicelerini temsil etmiş bir nevi. Kırmızı, her yerde her şeyi anlamlandırabilecek bir bukalemun yahu. Kırmızıyı hep sevmişimdir. O kız da İTÜ’de asistanmış bu arada, ne bileyim, söyleyesim geldi.

    Çok alakasız kaçacak; ama The Schindler’s List’te de filmdeki tek renk kırmızı paltolu küçük kızdı ya…. Kırmızı Paltolu Kız -ya da benzeri isimde- diye bir kitap da varmış galiba, acaba bağlantılı mı o filmle birbirine?

    Neyse, ooooo, ne atlamışım konular arasından. Bari iki gram vereydim… ahahaha. Neyse haydi öptüm, sana iyi analizlemeler.

    • Schindler’s List uyarlama senaryo fakat kitabın adı Schindler’s Ark. Kırmızı Mantolu Küçük Kız diye bir kitap varmış, şimdi baktım. Basım tarihi 2006, yani filmden çook sonra. Belki filmden etkilenilmiştir.

    • Zombilere hastalık olarak bakma fikri gayet mantıklı ve yaratıcı. Bu yönünü takdir etmek gerekir. Ev sinemasında da izlenir aslında, ben 3D seyretmedim pişman da olmadım :))

  • her zaman dediğim gibi 3D gereksiz zaten 😀 çok beğenmedim ben klasik filmlerden brad pitt de kurtaramadı. hasılatı 200 milyona ulaşmış bu arada

    • 25 Haziran’dan 9 Eylül’e 200 milyona ulaşır tabi :) 3D genelde gereksiz çıkıyor ne yazık ki. İlk başlarda mı büyülü gelmişti nedir, anlamadım. 3D deyince aklıma tek film gelir, o zaman çok etkilenmiştim: Final Destination. Kaçıncısıydı hatırlamıyorum tabi. Muhtemelen ya en son ya da bir öncesi. Çok eğlenmiştim o filmin 3D’sinde.

    • birlikte izledik sanki o filmi vidanın döne döne geldiği film değil mi o:) yok yani ben güncellemiş olayım dedim hasılatı herhalde 3 ayda artar :)

  • Baktım da uzun süredir yorum yapmamışım.Fırsat bulmuşken yapayım. :)

    Dün akşam itibariyle izlemiş bulunuyorum.IMDB’yi bilmem ama ben en fazla 5.5 veriyorum.:) Kaldı ki bu tarz filmleri de severek izleyen biri olarak.

    İnanıyorum ki tembel tembel yürüyen zombileri hızlandırınca, görsel efektler de güzel olunca, içine ve gözümüze canım amerikan ailesini sokuşturunca vb. maalesef film güzel olmuyor. Haa izlenmez mi izlenir tabi. Tv’de çıkınca izlenebilir.Zombie filmlerine koşan zombiler dışında hiçbir getirisi olmayan bir film. :))

Yorum Bırak